Yola hangi ara çıktık onu anlatamayacak kadar, gözlerime perdeler düşmüş, o derece kendimde değilim, yani uyku sersemi halinin şafağını yaşamaktaydım. İşte o şafağın sökmesine beş kala 2'den, enseme avcunun tamamını hissedebileceğim şekilde inen şaplağın sesiyle gözlerim daha da açılıyor. "Uyan araba sende!" demesiyle şafağımın içine kocaman bir "şok" sokuluyor. O aptallıkta inanın insan her şeyi kabul edebilir. Çünkü uyku şafağı gerçekten salisenin saniye içerisinde kaybolduğu zamanlarda verilecek kararlara sebep olan bir psikolojidir. Bir çoğunuz bunu gayet iyi bilir.
Arabayı sürmeye başlamamdan itibaren neredeyse beş saat geçti ve ben hala ağzıma tek lokma bir şey sokmadım. Gözlerimin kararmakla kararmamak arasında beynimle girdiği söz dalaşıysa anca bir dallamanın zeka seviyesinin yetebileceği düzeyde seyrediyor. 1'den acayip bir inleme sesini duyduğum anda, dallamalık halimi üzerimden atıyorum, "Acıktım!". İşte sanki birinin bunu demesini bekliyormuşum. Birden kendi karar mekanizmanım dışında, bu kelimeyi duymamla beraber arabayı hemen sağa çektim ve tüm dallamaların yapacağı gibi, kimse tek kelime etmeden benim arabadan inmemle aradan indi ve ormana girdik... İçeride yaşadığımız iğrençlikleri şu an bu günün özetinde yazmak istemiyorum, yarın görüşürüz...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder